Tarımda birçok yapısal sorunumuz
Anadolu toprakları, ülkemizdeki tüm canlıları doyuracak kadar zengindir. Maalesef tarıma gereken önemi vermekte geç kaldık.

Anadolu toprakları, ülkemizdeki tüm canlıları doyuracak kadar zengindir. Maalesef tarıma gereken önemi vermekte geç kaldık. Yanlış politikalardan dolayı insanlarımızı ve hayvanlarımızı doyuramıyoruz. Yetersiz olan ürünleri ithal ederek daha da bataklığa sürükleniyoruz.

Tarımda birçok yapısal sorunumuz var fakat bunların başında plansız üretim geliyor.
Rastgele üretim nedeniyle ürün fazlalığında üretici, ürün eksikliğinde ise tüketici mağdur oluyor. Açığı kapatmak için ithalat yapılarak milli ekonomi kayba uğruyor. Plansız üretimden dolayı bir türlü fiyat istikrarı da sağlanamıyor.
Üretimi kayıt altına alamadığımız için de veri oluşturulamıyor. Faturasız satışlarla devlet vergi kaybına uğradığı gibi haksız rekabet oluşuyor.

Gıda ürünleri yerinde kontrol edilemediğinden dolayı gıda terörü de bir türlü önlenemiyor.
Çiftçilerimiz üretimde toplu alım ve ortak çalışma yapamıyor, girdi maliyetlerini düşüremiyor ve para kazanamıyor.
Üreticiler bireysel olarak ürününü değerinde pazarlayamıyor ve sömürülüyor. Hatta ürününü satamadığı oluyor. Gençler, güvenceli olmadığı için çiftçilik yapmak istemiyor ve köyünü terk ediyor.

İşte durum bu ! Türk tarımında enfeksiyon var fakat pansuman yapılarak, aspirinle tedavi edilmeye çalışılıyor. Hasta gün geçtikçe ağırlaşıyor.

TÜRK TARIMININ İLACI VE KURTULUŞU KOOPERATİFLEŞMEDİR

Tarımdaki tüm yapısal sorunları ancak ‘Kooperatifleşme’ ile çözeriz. Böylelikle ithalat değil, ihracat yapan bir Türkiye yaratabiliriz. Eğer ülkemizde yokluk ve yoksulluk yaşanıyorsa bu bir kader değildir.
Tarımın sorunlarını çözmeden, Türkiye’nin sorunlarını çözemeyiz.

Tarımı şirketler değil, köylümüz yapmalıdır. Köylümüz sorun değildir, onların sorunları var. Köylümüzü yok etmeden, onları kooperatif çatısı altında birleştirerek büyük ölçek haline getirmeliyiz.
İthalat yaparak ithalattan kurtulamayız. Tek kurtuluş üretimdir. Önce üreticiyi düşünmeli ve güçlendirmeliyiz. Üreticiyi korumadan tüketiciyi koruyamayız.

Bir çok yan sektor, tarımdan beslenmektedir. Çiftçi para kazanıyorsa, refah içinde yaşıyorsa, herkes refah içinde yaşıyor demektir.
Türkiye’nin kurtuluşu ‘Tarım’, tarımın da kurtuluşu ‘Kooperatifleşmek’tir.

Eğer daha güçlü, daha mutlu ve barış içinde; yaşanır bir Türkiye istiyorsak, tek çözüm tekelleşme değil, kooperatifleşmedir.
Çiftçilerimizin çocukları ‘ Bende büyüyünce babam gibi çiftçi olacağım’ dediği zaman Türk tarımı kurtulmuş demektir.

TARIMI NASIL KURTARIRIZ?

     • Destekleme politikaları ile kooperatifleşme teşvik edilmelidir.

     • Üreticinin desteklenmesi ve denetlenmesi kooperatifler kanalıyla yapılmalıdır.

     • Örgüt karmaşası giderilip, köy kooperatifleri birleştirilerek ilçe bazlı kooperatifleşme modeline dönüştürülmelidir.(Tire Süt Kooperatifi)

     • Gerektiğinde, müdahale ile piyasa regüle edilmelidir.

     • retebildiğimiz ürünlerde eksiklik yaşansa bile ithalat yapılmamalıdır.    O ürünün fiyatı yükselerek tüketici mağdur olacak fakat bir sure sonra üretim artışıyla piyasa kendiliğinden normale dönecektir. Aksi halde ithalattan dolayı  üretim daha da düştüğü için ithalat süreklilik kazanır.

     • Devlet ilgili örgüt ile İç Anadolu ve batıya süt tozlaştırma tesisileri kurup, pazarlanamayan  sütü alarak üreticiyi güvenceye almalıdır.

     • Süt üreticisi 1 litre süt ile en az 1.3 kilogram yem alabilmelidir. Bu paritenin sürekli olması için aradaki fark yem veya süt primi olarak üreticiye verilmelidir.  Yem fiyatları arttığında müdahale edilmezse üretici hayvanların yemini azaltması sonucu büyük verim kaybı yaşanacaktır.  

     • Kendi öz kaynağı olmayan kooperatiflere yatırım için uzun vadeli ve düşük faizli kredi sağlanmalıdır.

     • Küçükbaş ve besi hayvancılığı mera alanı olan bölgelerde teşvik edilmelidir.

     • Tarım yapmayana hayvancılık yatırım desteği verilmemelidir.

     • Üretim açığı olan ürünlere üretimini sağlayacak düzeyde önceden destek primi açıklanmalı, ülkemiz dışa bağımlılıktan kurtarılmalıdır.

     • Gıda güvenliğini sağlayan örgütlere bu maliyetlerini karşılayacak teknik destek primi verilmelidir.

     • Mera vasfını yitirmiş alanlar tarımsal örgütlere ıslah etmek şartı ile tahsis edilerek verimli hale getirilmelidir.

     • Belediyeler kırsal kalkınmaya önem vermelidir. 

     • Belediyeler üretici ile tüketiciyi buluşturacak tanzim satış mağazaları kurmalıdır. Bu mağazalarda sadece tarımsal örgütlerin ürünleri kar amacı olmadan satılmalıdır.

     • Tarım ve hayvancılık güvenceli bir meslek haline getirilmelidir.

Hedefimiz insanımızı ve hayvanlarımızı dışarıdan almadan doyuracak bir Türkiye yaratmak olmalıdır.

Çiftçiye para veren değil, para kazandıran bir tarım politikası uygulayarak, destekleme politikaları ile tarımdaki tüm yapısal sorunların çözümü  mümkündür.

Tarımsal potansiyeli olan tüm ilçelerimizde birer ‘Tire Süt Kooperatifi’ modeli oluşturduğumuzda Türkiye daha  güçlü ve daha yaşanır bir ülke olur.

Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için buna mecburuz. Yarın geç olmadan.!