Sanayi ve Teknoloji Bakanı
Sanayi ve Teknoloji Bakanı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odasının, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde (TOBB) düzenlediği “Meslek eğitiminde önemli fırsat: Dijitalleşme” toplantısına ve Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odasının Ankara Ofisini açılışına katıldı.

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nın 25. yılını kutladığını bildiren Varank, odanın iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımların gelişmesinde büyük rol oynadığını söyledi. Almanya’nın 36 milyar dolara ulaşan dış ticaret hacmiyle, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı ve en büyük ihracat pazarı olduğuna işaret eden Varank, söz konusu ülkenin ithalatta da 3. sırada yer aldığını kaydetti.

Varank, Türkiye’nin 7 binden fazla Alman şirkete ev sahipliği yaptığına dikkati çekerek, “Bu şirketler, 14 milyar doların üzerinde yatırım hacmine sahip, 140 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yapılan yatırımlar imalattan hizmet sektörüne, enerjiden perakende ticarete varıncaya dek pek çok alana yayılmış durumda. Açılışını gerçekleştirdiğimiz ofis, mevcut ekonomik ilişkilerimizi bir üst seviyeye çıkarıp daha kuvvetli iş birliğini mümkün kılacak.” diye konuştu.

Türkiye ve Almanya ilişkilerinin, geçen yılın son çeyreğinden itibaren daha kuvvetli bir ivme kazandığını dile getiren Varank, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Berlin’de Eylül ayında oldukça verimli bir dizi toplantı gerçekleştirdik. Akabinde Ekim ayında, iki üst düzey heyeti Ankara’da ağırladık. İş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldik. Peter Altmaier’le iş birliğimizi somut alanlarda daha da derinleştirme kararı aldık. En heyecan verici konulardan birisi yapay zeka alanında atacağımız adımlar. Yerel seçimlerin ardından, her iki tarafa da uyan bir tarihte Berlin’de Yapay Zeka Konferansı düzenlemeyi planlıyoruz. Bu konferans yol haritamızın şekillenmesi açısından kritik öneme sahip.” ifadesini kullandı.

“Bakanlıkta Alman Masası kurduk”

Varank, Türkiye ve Almanya arasında Sanayi ve Teknoloji İşbirliği Konseyi kurulmasının da doğru bir tercih olacağını bildirerek, böylece ortak alanlar belirleyerek, proje bazlı çalışılabileceğini söyledi. Türk-Alman Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ortaklığında teknopark kurulacağına da değinen Varank, teknoparka Franhoufer Enstitüsünün de dahil olmasını arzu ettiklerini dile getirdi. Bakanlıkta Alman Masası kurduklarını ve muhatapları bilgilendirdiklerini anlatan Varank, bu kapsamda araştırmacı, girişimci ve sanayicilerin yaşadığı sorunlara çözüm getirmeyi, yatırım süreçlerini kolaylaştırmayı ve gerekli prosedürlerin takibini sağlamayı hedeflediklerini vurguladı.

Uyguladıkları tüm politikaların, yatırımı ve üretimi merkeze aldığını, fikirden ticarileşmeye kadar bir ürünün tüm aşamalarını desteklediklerinin altını çizen Varank, “Şeffaflık ilkesi, politikalarımızın olmazsa olmazı. Kamu idaresi olarak yatırım yapmak isteyene ilave iş çıkartmıyor, bürokrasiyi azaltıyor ve yatırımcıların hayatlarını kolaylaştırıyoruz. Yatırımcı dostu politikalarla öngörülebilirliği artırıyoruz. Yatırım ortamını iyileştirmek için son dönemde uyguladığımız reformlar, uluslararası platformlarda da karşılığını buldu. TOBB’un da dahil olduğu çalışmalarla ‘İş Yapma Kolaylığı’ bakımından 190 ülke arasında, 17 sıralık bir sıçramayla 43. sıraya yükseldik. 2018 yılında Türkiye’ye, bir önceki seneye göre yüzde 13’lük bir artışla 13 milyar doların üzerinde doğrudan yabancı sermaye yatırımı girdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Varank, ülkeye gelen yatırımcılardan Türkiye’nin de beklentileri olduğunu dile getirdi. Yurt içindeki tedarikçilerden ve KOBİ’lerden daha aktif şekilde faydalanmalarını istediklerini bildiren Varank, böylece küresel değer zincirleriyle daha sıkı bütünleşebileceğini, yurt içi katma değerin sürekli şekilde artırılabileceğini belirtti.

“Toplantının teması oldukça isabetli”

Bugünkü ekonomi toplantısının teması olan “Meslek eğitiminde önemli fırsat: Dijitalleşme”nin oldukça isabetli bir seçim olduğuna işaret eden Varank, bu dönemin getirdiği risklere karşı hazırlıklı olmak ve fırsatlardan da en iyi şekilde faydalanmak istediklerini vurguladı. Verilen eğitimin, uygulamada da karşılığının olmasının çok önemli olduğunu altını çizen Varank, şöyle devam etti:

“İSO, İTO, İTÜ, Milli Eğitim Bakanlığı ve Bakanlığımız arasında Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolünü 2 ay önce hayata geçirdik. Yani eğitimi, sanayiyi ve üniversiteyi MEB’in koordinasyonuyla tek bir amaç uğruna bir araya getirdik. Buna göre, belirlenen okullarda atölye/laboratuvarların kurulmasını destekleyecek, eğitim içeriklerini hazırlayacak ve sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştireceğiz. Bu birliktelik, gençlerimizi iş hayatına çok daha iyi hazırlayacak, onları daha üretken olmaya teşvik edecek.”

Varank, Milli Eğitim Bakanlığıyla birlikte mesleki-teknik eğitimin niteliğini artırmak için “300 OSB’ye 300 Teknik Kolej” iş birliği protokolünü imzaladıklarını anımsatarak, protokolle OSB’lerde Mesleki ve Teknik Eğitim veren Anadolu Liselerinin açılmasını ve eğitim niteliğinin artırılmasını sağladıklarını söyledi. Bu kapsamda Bilişim Teknolojileri müfredatını blok zincir, bulut bilişim, yapay zeka, büyük veri, siber güvenlik gibi konularla zenginleştirilerek güncellendiklerine değinen Varank, OSB’lerde 39 Teknik Kolejde eğitim faaliyeti yürütüldüğünü anlattı. OSB’lerde eğitim veren Meslek Yüksek Okullarına devletin öğrenci başına eğitim desteği verdiğini bildiren Varank, geçen yıl YÖK’Ün, OSB’lerde eğitim veren 8 Meslek Yüksek Okuluna, 8 milyon liralık destek sunduğunu bildirdi.

“Almanya’daki uygulamalar değerlendirilmesi gereken bir referans kaynağı”

Bakanlık ve İŞKUR’un, Dijital Ekonominin İhtiyaçlarını Karşılayacak Nitelikli İşgücünün Yetiştirilmesi için İşbirliği Protokolü imzaladığını ve dijitalleşme alanında farklı beceri ve yetkinliklerin kazandırılması için, mesleki eğitim kursları ve iş başı eğitim programları düzenleyeceklerini açıklayan Varank, “Bir diğer önemli adımımız da üniversitelerin mühendislik ve fen bilimleri son sınıfında olan öğrencilerin bir dönemlerinde sanayide işbaşı eğitimi almaları. ‘7+1’ adı verilen bu düzenlemeyle, yeni mezun mühendislerin zaman kaybı olmadan işe başlamasını hedefledik. 2 ay önce Sanayi Doktora Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan projeleri açıkladık. Sanayide ihtiyaç duyduğumuz nitelikli insan kaynağını, reel sektör ve akademi birlikte yetiştireceğiz. Bir sonraki aşamada da maaş desteği vererek, bu öğrencilerin istihdamlarını sağlayacağız. Bu sene 517 doktora öğrencisiyle programa başladık.İşletmelerin dijital dönüşüm yetkinliklerini arttırmak ve yakın üretim tekniklerini kazandırmak için uyguladığımız bir diğer model de Model Fabrika.” şeklinde konuştu.

Varank, genç ve dinamik iş gücünü, en iyi şekilde yetiştirme ve profesyonel hayata hazırlamanın, kamu ve özel sektörün ortak çabasını gerektirdiğini vurguladı. En büyük yatırımın, insana yapılan yatırım olduğunun altını çizen Varank, gençlere ve mevcut çalışanlara değişen koşullara karşı esneklik kazandırabilmesinin önemine işaret etti. Üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını dile getiren Varank, özel sektör paydaşlarından da iş birliğini istihdam odaklı bir temele oturtmalarını beklediklerini bildirdi.

Mesleki eğitim konusunda Almanya’daki uygulamalar ve tecrübe birikiminin değerlendirilmesi gereken bir referans kaynağı olduğuna dikkati çeken Varank, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası Ankara Ofisi’nin hayırlı olmasını diledi ve önemli bir paydaş olacağını düşündüğünü söyledi.

Diğer katılımcımların konuşmaların ardından, sahnede kurdela kesilerek AHK’nın Ankara Ofisinin açılışı yapıldı.