Büyümeyi hızlandırmak için inovasyonu kullanmak

Yarının önde gelen şirketlerinin başarı yolunda uygulaması gereken üç farklılaştırma stratejisi var. Dassault Systèmes‘in Türkiye Ülke Müdürü Elif Gürdal; önde gelen şirketlerin başarılı olmak için benimsemeleri gereken faktörler ve bunların yarattığı etkiler üstüne konuştu.

Dassault Systèmes Ülke Müdürü Elif Gürdal, geçtiğimiz ay Boğaziçi Üniversitesi‘nde düzenlenen 3. Liderlik Zirvesi’nde bir panelde yer aldı. Üniversite öğrencileri, akademisyenler, start-up yöneticileri ve şirket yöneticilerinin katılım gösterdiği ve “Değişimi Yönetmek” ;genel teması etrafında kurgulanan zirve, dönüşümün liderliği ve yönetimi üzerine odaklandı.

Boğaziçi Üniversitesi Dijital Dönüşüm ve Endüstri 4.0 Platformu Başkan Yardımcısı Sertaç Yerlikaya’nın yönettiği ve Elif Gürdal‘ın katıldığı oturum “Liderlik ve Yıkıcı Dönüşüm” adı altında gerçekleştirildi.

Konuşmacılar şirketlerin iş dönüşümlerini yönetmelerinin günümüzde ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunun üzerinde durdu. Bu bağlamda, dünyanın önde gelen ileri teknoloji sağlayıcısı şirketlerin müşterilerinin dönüşümlerini yönetmek için kullanabilecekleri basit bir ürün ya da çözüm değil; eksiksiz bir platform sunduğundan bahsetti. “Deneyim”in günümüz iş dünyasında bir anahtar kelime haline geldiğine vurgu yaptı. Hayalleri gerçekleştirmenin yolunun deneyimler yaratmaktan gerektiğini öne süren Gürdal, gelecekte lider firmaların, özellikle de startup’ların, stratejilerinde üç kritik yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini söyledi:

– Büyümeyi hızlandırmak için inovasyonu kullanmak

Bilgi ve know-how‘ı en etkili şekilde kullanmak ve insanların ihtiyaç duyduğu veya gelecekte ihtiyaç duyacağı ürünlere dönüştürmek. Şirketler inovasyonu kültürlerine entegre etmek zorundalar. Bu entegrasyon da sadece farklı düşünme ve davranış biçimleriyle mümkün. Bugün dünya çapında bir “Endüstri Rönesansı” yaşanıyor. Bu yeni çağ, dünyaya, icatlara, öğrenmeye, üretmeye ve ticarete yönelik hem gerçek hem de sanal olarak yeni bakış açıları sunuyor. Yarının kurallarını baştan yazacak olanlar, sürdürülebilir çözümlere sahip olmayan bu dünyanın karşılaşacağı zorlukların üstesinden gelebilecek Geleceğin İşgücü’nü ortaya çıkarmak ve eğitmek için bir bilgi ve know-how kültürü oluşturacaklar.

– Deneyim her şeydir

Şirketler her şeyin bir ‘deneyim‘ olduğunu kabul etmeli ve bunu büyüme stratejilerinin ve vizyonlarının merkezinde konumlandırmalıdır. Yapay Zeka, Sanal Gerçeklik, Nesnelerin İnterneti gibi yeni teknolojiler deneyimlere dayanıyor. Dünya, bir ürünün gerçek değerinin nasıl kullanıldığıyla ölçüldüğü “deneyim ekonomisi” ne giriş yapıyor. Sadece basit bir alıcı olmanın ötesine geçmek isteyen tüketiciler, tedarikçilerle etkileşime girmeyi ve hatta onları etkilemeyi bekliyorlar.

– Bugünün iş dünyası: Platform iş modeli

Günümüzün iş dünyası, platformlara ve ortak çalışmalara odaklanıyor. Buna “Platform İş Modeli” adı veriliyor. Artık şirketlerin sadece ürün veya çözüm sunmayı bırakması ve bir ‘hepsi bir arada’ platformda deneyimler sunması gerekiyor. Bir ürünün estetiğinin ötesine bakmaları ve tüketiciyle etkileşime geçmeleri gittikçe önem kazanıyor. Müşterilerin tüketici deneyimini simüle etmelerine yardımcı olmak için endüstrilerin en kritik iş gereksinimlerinin tam olarak anlaşılması büyük önem taşıyor. Teknoloji platformları bu bağlamda, geleceğin endüstrisinin gereksinimlerine uygun olarak işbirliğine dayalı etkileşimli bir ortamda 3D tasarım, analiz, simülasyon ve yapay zeka yazılımlarına dayanan deneyimlere güç veriyor. Ekiplerin entegre sosyal araçları kullanarak işbirliği yapmasını ve ürün geliştirme sürecinde yönetim ekibi, müşteriler, tedarikçiler veya diğer paydaşlarla iletişim kurmasını mümkün kılıyor. Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformu da tam olarak bunu sağlıyor.

Firmaların, boyutları ne olursa olsun pazardaki ihtiyacı en iyi şekilde karşılayacak ürünleri en verimli yöntemlerle üretebilmeleri için 3 boyutlu teknolojiler ve ürün yaşam döngüsü yönetimi sistemlerinden faydalanmaları gerekiyor. Çünkü bu gibi teknolojiler tasarımcının hayal gücünü serbest bırakarak sonsuz sayıda test ve geliştirmenin çok kısa bir sürede yapılabilmesine ve bu sayede gerçek ürünün minimum hatayla üretilmesine olanak sağlıyor. Hataya olanak tanıyan teknolojiler ve hatadan öğrenen bunun paralelindeki liderlik yapısının kurum içinde yayılmasının bu nedenle oldukça önemli.

Sertaç Yerlikaya konuşmasında

bugün teknoloji kullanımıyla yaşadığımız değişim ve yeniliklere uyum sürecinde bireylerin değişime hızlı uyum sağladıklarını ancak kurumların bireylerin gerisinde kaldığının altını çizdi.Kurum organizasyonlarının hızla dönüşebilmek için yatay biçimde işlediğini, pozisyon bazlı liderliğin yerini fonksiyonel bazlı liderliğe bıraktığına ve bunun da en iyi start-up’larda gözlemlenebildiğine dikkat çekti.

Son olarak dünyadaki ve Türkiye’deki büyük endüstriyel firmalar ve start-up’lardan başarı örnekleri değerlendirildi. Gürdal ve Yerlikaya ‘’Liderlik ve yıkıcı dönüşüm’’ün doğaları itibarıyla start-up’ların DNA’sında olduğunu ve büyük firmaların da rekabetçi kalabilmek kendilerini bu değişime adapte etmeleri gerektiğinden bahsetti.