2009 yılıydı sanırım Bağarasın da, Foçada bir zamanlar Belediye Başkanlığı yapmış bir büyüğüm ile çiftçilik ve yerel çiftçilerimiz üzerine bir sohbet edip çay içmiştik.

Gerenköy’ün verimli toprakları olmasına rağmen kooperatifleşemeyen çiftçilerin yaşadığı sıkıntılar anlatmıştı.

Bu durum canımı çok yakmıştı. Hemen karar verdim, bir yerden başlamak lazım.
Kooperatifler kurulmalı, ürününü daha yüksek değerlerde satmalı dedim
Hayvan yemi, mazot, gübre vs. giderler altında ezilmemeli.

Tam tamına altı ay uğraşımın sonunda gerenköylüyü süt üreticiler kooperatifi kurma aşamasına getirdim.

Bu esnada ben uğraşırken birçok CHP’li büyüğüm; “ iyi niyetini anlıyoruz. Ancak sen Gerenköylüyü bilmezsin. Bunlar iki şekilde bir araya gelir. Bir yerde düğün var, bedava rakı var dersin. Hemen bir araya gelir o düğüne giderler. Filanca yerde kavga çıkmış bir köylümüzü dövmüşler dersin. Traktörüne arabasına kamyonuna atlayan gider. Başka türlü bu köylü bir araya gelmez emeğine yazık” demişlerdi.

6 aylık çalışmamın sonunda hiç de dedikleri gibi olmadı. Bu köyün yiğit evlatları bir araya geldi kooperatif kuruldu.

O güne kadar Bağarası üreticisi 72 kuruştan sütünü satıyordu. Haftasına parasını alıyordu.

Gerenköy süt üreticisi ise 45 kuruştan satıyordu. Parasını bir ay sonra alıyordu.
Bağarası hayvan üreticisi yemin torbasını 21 liraya bir ay vadeli alırken
Gerenköy hayvan üreticisi 32 liraya alıyordu. Cebindeki parası kadar.

Süt birliği kurulduktan kısa bir süre sonra yönetici bir arkadaşım söylemişti;
“ Cezaevi ile anlaştık sütümüzün kilosunu 105 kuruştan alacak. Yem firmaları her gün köyümüze geliyor. Bize yem satabilmek için uzun vadeler ve daha ucuza satabilmek için birbirleriyle yarışıyor”

Gerenköyümün yiğit, cefakâr insanları birlikte olmanın lezzetine varmış.
Artık yumruklarını çocuklarının geleceği, emek, hak, refah deyince bir yere vuruyorlar. Serdar mersin’i dinlemek için buz gibi havada saat ;20.00 gösterirken herkes köy meydanındaydı.

Fatih Gürbüz’ü de dinlemek adına benzer şey yapmışlardır diye düşünüyorum.

Gerçek şu ki; herkes meydanda zaman zaman Serdar Mersin’in konuşmasını alkışlarla kestiler. Küçük çocukları olduğu için meydana gelemeyen analar balkonlarda bayrak sallayarak desteklerini sundular.

Gene rakılı düğünlere ya da içlerinden birinin dayak yemesi durumun da bir araya gelip gidiyorlar mı bilemem.

Dün gece gördüğüm şey ise; Gerenköy çok değişmiş, olumlu yönde.
Serdar Mersin’in ; “bu köy benim kalem” derken neyi kastettiği konuşması anında çok açıktı.

Birlikte hareket ediyorlar.
Çocuklarının, torunlarının geleceğine sahip çıkıyorlar
Gerenköy artık eski Gerenköy değil.
Yolun açık olsun..!
Gerenköylü kardeşlerim, ablalarım, ağabeyilerim, bacılarım, evlatlarım.