İzmir’de Kocaoğlu’na veda partisi
İzmir’de Kocaoğlu’na veda partisi

Yerel seçimler yaklaştıkça özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’de partilerin adayları daha çok merak ediliyor. Adaylar kadar ittifak olup olmayacağı, nasıl ittifaklar şekilleneceği de merak edilen başka bir boyut.

Tabii CHP yine İstanbul ve Ankara’dan da iddia koyup hiç olmazsa bu kez birisini almak üzerine kafa yoruyor. Ancak, öncelikle elindekini, yani İzmir’i aşağı çekmeden elinde tutmak da istiyor.

Bu bağlamda geçen hafta Odatv’de kaleme aldığım değerlendirme ve özellikle adaylık için ortaya koyduğum yedi kriter geniş yankı yaptı. Bir mutabakat zemini gibi algılandı ve CHP İzmir kamuoyunda kabul gördü.

CHP’NİN İZMİR’DEKİ OYUN PLANINDA YENİ BİR EŞİK

Söz konusu değerlendirmemden sonra geride bıraktığımız cumartesi günü İzmir’de CHP İl Başkanlığı’nın aday adaylarına ve örgüte yönelik düzenlediği, örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın da katıldığı bir yemek düzenledi. İşte bu yemekte Salıcı’nın yaptığı konuşma CHP’nin İzmir’deki “oyun planını” biraz daha şekillendirdi.

Söz konusu yemekli toplantıdan sonra CHP İzmir kulislerinin nabzını tuttuğumda ortaya çıkan tablo şöyle oldu:

  • Çok az da olsa hissedilen halihazırdaki Büyükşehir Belediye Başkanı “Aziz Kocaoğlu” opsiyonu kapanmıştır. Yemek, Kocaoğlu için bir “veda partisi” anlamına bürünmüştür.
  •  CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan için de iddia koyduğu Büyükşehir defteri kapanmıştır.

Peki neden, nasıl? Önce ikinciden başlayayım.

İzmir’deki yemekli toplantıya CHP genel merkezini temsilen sadece Salıcı katıldı. İzmir’in tek MYK üyesi-milletvekili olan Özkan katılmadı. Bu tablo ister istemez, siyasi kulislerde “CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve ‘iki numara’ Salıcı’nın İzmir’e bakış açısını ortaya koyması” olarak değerlendirildi. Kulislerde, muhtemelen Özkan’a kapalı kapılar ardında “işine bak” denildiği, Büyükşehir için yeşil ışık yakılmadığı değerlendirildi.

Birinciye gelince… Şifreler SALICI ’nın konuşmasında yer alan aşağıdaki paragraflarda:

İzmir bizim göz bebeğimiz. Biz şimdiye kadar yapmış olduğumuz belediyecilikle Türkiye’ye örnek işler gösterdik. 2014’te yerel seçimlere giderken İzmir’deki metronun kilometre başına maliyetiyle Ankara’da Melih Gökçek’in, İstanbul’da Kadir Topbaş’ın yaptığı metronun kilometre maliyetini vatandaşlara dağıttım. İzmir’de verilen hizmetin maliyeti 1 ise İstanbul’da bu 3 katına çıkmıştı. Ben bunu bir gururla dağıtmıştım. Bizim İzmir’de bir belediyemiz var, sosyal belediyecilik yapıyor, devlet imkanlarını çarçur etmiyor diye gururla kullanmıştım. Sayın Kocaoğlu’yla gurur duydum."

Ben dahil hepimiz geçiciyiz. Bu memlekete evrensel değerler ölçütünde bir hoş seda bırakmak için geldik. Bizlerin ve çocuklarımızın daha iyi bir Türkiye’de yaşamasını istiyoruz. ‘Ben artık görevden ayrılıyorum, bayrak yarışıdır, gençlerden biri gelsin, değişim olsun’ diyen bir büyükşehir belediye başkanımız var. Sayın Kocaoğlu! Hepinizin huzurunda Sayın Kocaoğlu’na şimdiye kadar yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Eminim yeni büyükşehir belediye başkanımız CHP’li olacak ve bugün yapılanları daha iyi bir noktaya taşıyacak.

AÇIK MESAJ

Gayet açık ki, Salıcı “CHP genel merkezi” adına Kocaoğlu’nu onore ederek opsiyon olmaktan çıkardıklarını net biçimde ifade etmiştir. Ancak şurası da kesin ki, iyi tanıdığımı düşündüğüm Kılıçdaroğlu bazı lokasyonlarda gerilime göz kırpar ama bir yere kadar. Sonrasında gerilimin unsurlarını oyunun dışına çıkarır. İzmir’deki tabloyu böyle okumak gerekir. Şimdi haliyle iki zıt kutup dışındaki arayışlar, değerlendirmeler ön planda olacak.

ADAY ADAYLARI ANKARA’DAN UZAKLAŞABİLİRDİ, ŞİMDİ NEDEN UZAKLAŞMAZ

Öteyandan Salıcı İzmir’de belediye başkanlığı ve meclis üyeliği aday adaylarına bir mesaj vererek; “Aday belirlenmesi hiç kimsenin iki dudağının arasında değil. Ankara’da çalışma yapmanın, genel merkez koridorlarında olmanın size getireceği bir fayda yok. Sizin avantajınız İzmir’de sevilmenizden, vatandaşın size saygı duymasından geliyor.” dedi.

Bu cümlenin karnını yardığımızda adayların belirlenmesinde “kamuoyu yoklaması” gözüküyor. Burada “vatandaş” kilit sözcük. Öyle anlaşılıyor ki öyle istenmese de Salıcı’nın da, diğer MYK üyelerinin ve tabii Kılıçdaroğlu’nun da, PM üyelerinin de kapıları daha çok aşınacak. Belki de belirli günlerde, hatta uzun bir süre genel merkez ziyaretçilere kapanacak. Bu durumda TBMM koridorları, MYK ve PM üyesi olan milletvekillerinin odaları, Ankara otellerinin lobileri ve akşamları da restoranlar Türkiye’nin dört bir yanından gelen adaylar ve lobicileriyle dolup taşacak.

Tabii bunu önlemenin güzel bir yolu vardı; 1989’daki gibi önseçim delegeleriyle ön seçim yapmak… Önseçim delegelerini ‘terhis’ etmemek… Hatırlayınız; 89’da SHP yerel seçimde neredeyse tulum çıkarmıştı! “CHP son PM’de ön seçim kapısını kapatarak kendi ayağına ateş etti” derken, kastettiğim buydu.

BEKLENİP GÖRÜLECEK

Evet, CHP açısından İzmir’e ilişkin bir ara değerlendirme daha yapmış olduk. Süreç iki önemli aktörün oyunun dışına çekilmesiyle devam edecek gözüküyor. Kimse Büyükşehir adayı belirlenmeden Ak Parti’nin yönetimde olduğu birkaç ilçe dışında ilçe belediye başkan adaylarının belirlenmesini beklemesin.

Ocak sonu, şubat başı… Önce Büyükşehir, sonra ilçe adayları… Büyükşehir adayı eski veya yeni bir vekil mi, mevcut bir ilçe belediye başkanı mı, iş ya da üniversite dünyasından birisi mi olacak? İlçe belediye başkanlarından kim kalacak, kim rotasyona uğrayacak, kim veda edecek?… Bekleyip göreceğiz…