İsmail Önder Ünal
KPMG Hakkında Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan ve sektöründeki en büyük dört uluslararası şirketten biri olan KPMG, üye firmalar ağı sistemiyle 156 ülkede, 200 bin çalışanıyla finansal hizmetler, tüketici ürünleri ve endüstriyel sektörlerden, gıda, perakende, enerji, telekomünikasyon, kimya gibi pek çok sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. KPMG Türkiye ise İstanbul merkez ofisinin yanı sıra Ankara ve İzmir ofisleriyle, 1982 yılından beri 1.500 çalışanıyla her sektörden 4 binin üzerinde firmaya sektörler özelinde hizmet verirken, rekabette ihtiyaç duydukları endüstriyel trendler hakkında değer yaratan çözümler sunuyor.

KPMG'nin hazırladığı "Gelişmekte Olan Trendler" raporu, bu yıl altyapı sektöründe veri analizinin daha fazla yer tutacağını ortaya koyuyor. Rapora göre 2019'da hükümetler ve sektör yöneticileri, veri ile desteklenen, kanıta dayalı karar vermenin gerçek değerini daha iyi anlayacak

Uluslararası vergi, denetim ve danışma şirketi KPMG'nin hazırladığı "Gelişmekte Olan Trendler 2019" raporunda, küresel altyapı sektöründeki aktörlerin bu yıl karşılaşacakları eğilimlere yönelik çarpıcı öngörüler yer aldı. Rapora göre altyapı sektörü bu yıl, veri analizi konusunda "aydınlanma" yaşayacak.

KPMG Türkiye Gayrimenkul ve Altyapı Sektör Lideri İsmail Önder Ünal, rapora ilişkin değerlendirmesinde, "Hızla gelişen teknoloji ile birlikte verinin işlenerek değere dönüşmesi sektöre yön verecek. Hayatımıza giren bu yeniliklerle birlikte yeni yatırım kararları işlenen verinin sonuçları ile desteklenecek. Bu kaynakların daha etkin kullanılması ve yatırımlardan maksimum faydanın sağlanması imkanını verecek. Ancak bunu başarabilen öncü ülkelerden olmanın yolu bugüne kadar alışılmışın dışına çıkarak bütünsel bir yaklaşımla tüm altyapı planlamasını entegre bir şekilde yönetmekle mümkün olacak." ifadelerini kullandı.

Raporda 2019'da altyapı sektörüne yön verecek 10 trendin listesi yer aldı:

  • Kamu yerini sağlamlaştıracak: Pazardaki değişimler, otoritelerin geleneksel rolünü sarstığı için hükümetler inovasyonu teşvik etme konusunda daha hevesli hale geliyor. Teknolojik ve sosyal değişimler, düzenlemelerden daha hızlı ilerlediği için mevcut yasal altyapı kısıtlayıcı rol oynayabiliyor. Bu sene hükümetlerin hızla değişen teknolojiye ayak uyduracak, daha proaktif yaklaşımlar sergilemesi bekleniyor. Bazı devletler uzun vadeli stratejiler geliştirirken çoğunluk kısa vadeli ihtiyaçlara cevap verecek taktiklerle hareket ediyor. Başarıya ulaşacak olan devletler kontrol ve inovasyon arasında dengeyi bulanlar olacak.
  • Veri operasyonel verimliliği yönlendiriyor: Dünya veri işlemede uzmanlaştıkça altyapı sektörünün aktörleri için birçok fırsat ortaya çıkıyor. Veri analitiğinin tuttuğu ışık yeni yatırımların planlanmasında geçmiş trendler ve uzman görüşleri ile hareket edilmesini geride bırakacak. Gelişen teknolojik imkanlarla muazzam boyutlara ulaşmış olan veriyi işleme ve bunu değere dönüştürme kabiliyeti de hızla büyüyor. Verinin serbestçe paylaşımı ve kullanılmasının önündeki güvenlik ve kişi mahremiyeti gibi endişeleri ortadan kaldıracak araçların geliştirilmesiyle bu alandaki ilerleme daha hızlı olacak.
  • Mega projeler zorlaşıyor: Son birkaç yılda mega projelerin büyüklük ve karmaşıklığının arttığı biliniyor, bu artışla birlikte yeni zorluklar da ortaya çıkıyor. Projelerde hükümet işbirlikleri arttıkça politik rekabet de işin içine giriyor. Bu süreçte kapasite ve kabiliyet gitgide önem kazanıyor. Proje sahipleri, deneyimli şirketlere yüksek meblağlar ödemek ve deneyimsiz oyunculara az meblağ ödeyip risk almak arasında kararsız kalıyor.
  • Gelişmekte olan pazar fırsatları: Gelişmiş pazarlardaki rekabet altyapı oyuncularını gelişmekte olan pazarlardaki yatırım fırsatlarına yönlendiriyor. Fırsatlar arttıkça, “bankalarca kabul edilebilir” projelerin seçilmesi, özelleştirilmesi, geliştirilmesi ve üretilmesi önemli faktörler haline geliyor, fakat yine de risk-kazanç analizinin iyi yapılması gerekiyor. Gelişmekte olan pazarlardaki bu eğilim daha iyi altyapı ile bu ülkelerde de yaşam kalitesinin ve rekabet gücünün artmasını vadediyor.
  • Kanıta dayalı yaklaşım: Hükümetler altyapı yatırımlarının planlanması ve önceliklendirilmesi konularında daha analitik ve kanıta dayalı bir yaklaşım sergilemeye başladı. Kamu otoritesi tarafından bir şehrin altyapısını etkileyen bir konuda alınacak muhtemel kararların birbirini etkileyen sistemler üzerindeki etkilerini görmek için bir şehrin elektronik ortamda simülasyonunu hazırlamak teknoloji ile birlikte mümkün oluyor. 2019'da da bu yaklaşımın devam edeceği, bu sayede kamuoyu ihtiyaçları ve beklentilerinin daha iyi karşılanacağı öngörülüyor.
  • Sürdürülebilirlik yaygınlaşıyor: Sürdürülebilirlik projeleri ortaya ilk çıktığında, proje amaçları çoğunluk tarafından beğenilse de ekonomik, sosyal ve politik ajandayı etkileyebileceğine dair şüpheler vardı. Günümüzde ise hem özel sektör hem de sivil toplum tarafından benimsendi; tüketici, kullandığı altyapı hizmetlerinin iyi bir amaca hizmet etmesini istiyor. Kamuoyu baskısı ve denetiminin bu sene altyapı planlaması ve yürütmesi alanında küresel bir etki yaratacağı düşünülüyor.
  • Kalkınma, bölünme kozunu oynuyor: 2018, politik ayrılığın arttığı, toplumların kırılmaya başladığı, ticaret anlaşmalarının başarısızlığa uğradığı, ittifakların bozulduğu ve belirsizliğin hüküm sürdüğü bir sene oldu. Küresel anlaşmalar zorlaşıyor gibi görünse de çok uluslu ortaklıkların ve küreselleşmenin ilerlemeye devam ettiği görülüyor. Bu yıl altyapı oyuncularının uzun zamanlı stratejilerini hem ilerleme odaklı hem de riskleri azaltacak şekilde modelleyeceği öngörülüyor, bu şekilde küresel altyapı oyuncuları da birbirine kenetlenecek.
  • Yeni teknolojiler için rekabet kızışıyor: Günümüzün teknolojik ortamında fikirler bir coğrafyaya veya sektöre bağımlı kalmıyor. Örneğin; Avrupa ve batısında hem yenilenebilir kaynaklar hem de elektrikli araçlar için rekabet artmış durumda. Üreticiler en iyi teknolojiyi yaratmak için, şehirler de teşvik edici bir ortam sağlamak için uğraşıyor. Teknolojik değişim sayesinde, ortaya çıkan pazarlar bu rekabette olgun pazarların önüne geçebilir; bu yüzden de yeni teknolojilerin pazardaki rolü daha önemli hale gelecek.
  • Yeni 'kral' müşteri: Yeni teknolojiler, müşterilerin altyapı hizmetleri ile ilişkisini değiştirdiği için altyapı planlamacılarına ve sağlayıcılarına rollerini yeniden düşündürüyor. Sanallaşan dünyada, tüketicilerin bilgi edinmeye ve teknolojik iletişime verdiği önem artıyor: Veriye erişim, fiziksel hizmetlere erişim kadar önemli bir faktör haline geliyor. Bu sene, tüketici beklentilerinin ve ihtiyaçlarının değiştiğini gören hükümetler, planlamacılar ve yatırımcılar stratejilerini de buna göre şekillendirecek.
  • Karşılıklı bağımlılık yeni fırsatlar yaratıyor: Altyapı planlaması günümüzde birçok faktöre bağlı olarak yapıldığı için hem fırsat hem de risk artıyor. Tek bir alanda kapasite ve kabiliyet artırımı yapmak isteyen planlamacılar, amaçlarına ulaşmak için diğer alanları da kritik şekilde düşünmek durumunda. 2019’da hükümetlerin bu sebeple daha esnek ve fonksiyonel değişikler yapacağı düşünülüyor.

KPMG Hakkında

Denetim, vergi ve danışmanlık hizmetleri sunan ve sektöründeki en büyük dört uluslararası şirketten biri olan KPMG, üye firmalar ağı sistemiyle 156 ülkede, 200 bin çalışanıyla finansal hizmetler, tüketici ürünleri ve endüstriyel sektörlerden, gıda, perakende, enerji, telekomünikasyon, kimya gibi pek çok sektöre danışmanlık hizmeti veriyor. KPMG Türkiye ise İstanbul merkez ofisinin yanı sıra Ankara ve İzmir ofisleriyle, 1982 yılından beri 1.500 çalışanıyla her sektörden 4 binin üzerinde firmaya sektörler özelinde hizmet verirken, rekabette ihtiyaç duydukları endüstriyel trendler hakkında değer yaratan çözümler sunuyor.