İşte Facebook’un Karanlık Yüzü

“Cambridge Analytica” isimli danışmanlık şirketinin, 2016 yılında yapılan ABD başkanlık seçimi ve İngiltere Brexit referandumu sonuçlarını manipüle ettiği ortaya çıktı...

“Cambridge Analytica” isimli danışmanlık şirketinin, 2016 yılında yapılan ABD başkanlık seçimi ve İngiltere Brexit referandumu sonuçlarını manipüle ettiği ortaya çıktı.

Özetlemek gerekirse bahsi geçen şirket Facebook’tan edindiği kullanıcı verileri sayesinde milyonlarca seçmenin “davranışsal eğilimleri” diyebileceğimiz “psikografik profilini” çıkarıp, Facebook üzerinden, bu seçmenleri şahsi olarak etkileyebilecek, yalan yanlış Trump ve Brexit yanlısı reklam, haber ve içerik görmelerini sağlamış.

Buna ek olarak ABD seçimlerinde Rus troller, parası Facebook’a ruble olarak ödenmiş, Trump lehine yaklaşık üç bin düzmece siyasal içerikli reklamı 126 milyon kullanıcıya ulaştırmış.

İddialara göre birçok kararsız seçmenin oyları bundan etkilenmiş. Şüphesiz, Hillary Clinton seçilmiş olsaydı, Amerikan liberal medyası Facebook’un üstüne gitmezdi. Trump seçildi de Facebook’un nasıl bir musibet olduğunu biz de öğrenmiş olduk.

“Facebook” kendisini teknoloji şirketi ve sosyal medya platformu olarak konumlandırıyor fakat aslında bir medya şirketi. Hatta Google ile beraber dünyanın en büyük medya şirketi.

WPP, Omnicom, Publicis, IPG, Dentsu, Disney, Time Warner, 21stCentury Fox, Viacom, CBS, AT&T, Verizon, Comcast, Charter ve Dish gibi dünyanın diğer en büyük reklam, medya ve iletişim firmalarının hepsinin piyasa değerleri toplandığında Facebook ve Google’ın değerinin ancak yüzde 90’ı ediyor.

Facebook’un teknoloji şirketi olarak algılanmak istemesinin iki sebebi var. Birincisi teknoloji şirketleri daha havalı, ucuz sermayeye kolay erişebiliyorlar ve daha yüksek piyasa değerlendirmesine sahipler.

İkinci ve esas önemli sebep ise medya şirketi olduklarını itiraf ettikleri anda platformda paylaşılan içeriği kontrol ve denetleme zorunluluğu ve sorumluluğu. Bunu yapmaya kalkışmak ise binlerce editör, yani maliyet demek.

Amerikalıların yüzde 67’si, dünyanın ise yüzde 45’i haber kaynağı olarak sosyal medyayı tercih ediyor. Instagram ve WhattsApp gibi diğer popülerleşmeye başlayan platformları satın alarak sosyal medya pazarını iyice ele geçiren Facebook’un dünya genelinde 2,2 milyar kullanıcısı var. Hangi platformun popüler olduğunu önceden haber veren casus yazılımlara var.

Facebook, Instagram, WhattsApp ve Messenger (hepsi Facebook şirketleri)mobil cihazlara en çok indirilen uygulamalar. Bu cihazlarda geçirdiğimiz vaktin yüzde 85’ini uygulamalara ayırdığımızı düşünürsek, telefonlarımız aslında Facebook ve yan ürünlerine erişim sağlamaya aracı aletlerden başka bir şey değiller.

Instagram ve WhattssApp satın alındığında bu platformlar arasında veri paylaşımı yapmayacağını taahhüt eden Facebook; tam aksini yaparken yakalandı ve bunun içinde ceza ödedi. Yani bu dört uygulamadan her hangi birini kullanıyorsak diğerleri de verilerimize erişebiliyorlar.

Piyasa değeri yarım trilyon dolar olan bu şirketin sloganı (eğer yerse): “Tüm insanları birbirine bağlayarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek.” İşin özünde ise Facebook, halka açık, yönetim kurulunun hissedarlara karşı sorumlu olduğu, her çeyrekte finansal hedef tutturmak zorunda olan bir şirket.

Platformda geçirilen her dakika ve yapılan her “tık” parasal değere sahip. Şirketin algoritmasının amacı da burada geçirilen zamanı veriye dönüştürüp, analiz edip kullanıcı deneyimini iyileştirmek; yani Facebook’ta daha fazla vakit geçirmemizi sağlamak.