TROYA MÜZESİ
Antik döneme bir selam


Kültür ve Turizm Bakanlığı, Troya’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesinin 20. yıldönümü olan 2018’i ‘Troya Yılı’ ilan etmişti. Bu vesileyle 2013 yılında yapımına başlanan müze, 10 Ekim 2018’de açıldı. Troya Ören Yeri girişinde bulunan müze binasının yüksekliği, Troya Antik Kenti’nin kazı öncesi yüksekliği ile eşit olacak şekilde tasarlanmış. Girişteki rölyefler çok etkileyici, daha müzeye girmeden antik kentin tarihine ilk adımı atmış oluyorsunuz. Ziyaretçiler giriş katından itibaren yedi başlığa bölünmüş bir hikâyeyi takip ediyor. Tunç Çağı döneminde, bölgenin deniz ticaretindeki önemini belirtmek için tasarlanan gemi-vitrin ve Geç Tunç Çağı sonunda kentin bir savaşla terk edilmesi hikâyesini temsil eden efektli yansıtma serginin çarpıcı bölümlerinden. Ayrıca Polyskena ve Altıkulaç Lahdi ile İmparator Hadrianus Heykeli’nin büyüklükleri karşısında büyülenmemek elde değil.

HAMİDİYE TABYASI
Zaferin kilit noktası


Restorasyondan geçen Hamidiye Tabyası, 9 Kasım’da yeniden ziyarete açıldı. Çanakkale Savaşları’nın kilit önemdeki savunma noktası... Yeni hali eskiye kıyasla çok daha iyi, içine girip dolaşabiliyorsunuz. Üstü toprak, içi tarih dolu odacıklar müze gibi tasarlanmış. Her odacıkta savaşın bir başka yüzüne tanıklık ediyorsunuz. Kınalı Kuzu Ali’nin annesiyle mektuplaşmasını dinleyince hüzünlenip Nusrat’ın kullandığı mayınların maketlerini görünce bir kez daha gurur duyuyorsunuz.

SEDDÜLBAHİR KALESİ 
Savaşın başladığı yer 

360 yıldır denizlerin seddi olarak bilinen kale duvarlarının eteğine varıldığında Gelibolu’nun enfes manzarası ziyaretçileri selamlıyor. İlk düşman bombasının isabet ettiği ve ilk şehitlerin verildiği yer burası. Savaşın getirdiği tahribata zamanın etkisi ve depremler eklenince hayli yıpranan kaledeki restorasyon çalışmalarının 18 Mart’tan önce bitirilmesi planlanıyor. Kazılarla ortaya çıkarılan Fransız ve Türk siperlerini, Fransız ilaç şişeleriyle top mermilerinin sergilendiği bölümü gezebilirsiniz.

KİLİTBAHİR KALESİ
Engelsiz müze 

Çanakkale Savaşları’nda etkin olarak kullanılan kale, Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazların kontrolünü sağlamak amacıyla ‘yonca plan’la yapılmış. Kanuni döneminde Sarı Kule eklenerek geliştirilmiş, 2. Abdülhamit zamanında namazgâh tabyaları ve sur duvarları eklenerek son halini almış. Sizi burçların tepesine ulaştıran merdivenleri tırmanırken bulutların üzerine çıkacağınız izlenimine kapılabilirsiniz. Piri Reis’e ayrılan bölümü mutlaka görün. İç kalede bir de ‘engelsiz müze’ düzenlenmiş.

HİLAL-İ AHMER HASTANE SERGİSİ
Savaşın arka yüzü 

Zafer cephelerde kazanılsa da, cephenin gerisindeki sahra hastanelerinin de önemi büyüktü. Alçıtepe’de bulunan bu hastanelerden biri müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Siperde yaralanan askerler, kağnıyla buraya taşınıyordu. Dönemin koşulları, mankenler yardımıyla anlatılmış. Ameliyathaneye girip bir operasyona şahitlik etmek mümkün.

Mehmetçik Feneri
Dalış turizmi ve müze bir arada 


Tarihi yarımadanın en uç noktasındaki Mehmetçik Feneri, seneye dalış turizmine açılacak. Işığı kilometrelerce uzaktan görülebilen fener, savaş sırasında savunma amaçlı olarak Osmanlı askeri tarafından yıkılmış ancak Fransızlar tarafından yeniden inşa edilmiş. Fener binası müze haline getirilecek, kıyıdan 600 metre açıktaki İngiliz zırhlısı HMS Majestic ise dalış turizmine açılacak.