Gülşah Altunkaynak
Gülşah Altunkaynak

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonu’nda “I. Doğu Anadolu Arkeolojisi Çalıştayı” devam ediyor. Çalıştayda, Ardahan Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Sami Patacı “Son Dönem Araştırmaları Işığında Ardahan ve Kuzeydoğu Anadolu Arkeolojisi” konulu sunumunu gerçekleştirdi, Gülşah Altunkaynak ise “Kurtarma Kazıların Doğu Anadolu Arkeolojisine Katkıları: TANAP Projesi/ Alaybeyi Kazıları Örneği” sunumunda Alaybeyi Kazıları hakkında bilgi verdi. Sunuma, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Ardahan ve Kars bölgedeki araştırmalarından bahseden Dr. Öğr. Üyesi Sami Patacı , ‘‘2013 2018 yılları arasında hem Ardahan’da biraz da Kars’ta ve Ani çevresinde yaptığımız araştırmalar var. Bu araştırmada 80’in üzerinde farklı arkeolojik alanda çalıştık. Tabi bunlar çok farklı dönemlere ait. İlk olarak işe harita çalışmaları ile başladık. Tunç Çağı, Demir Çağı, Orta Çağ arkeoloji buluntuları üzerine çok çeşitli haritalarımız oldu. Ardahan deyince akla ilk gelen şey kaleler ve kuleler. Biz 2013-2015 yılların arasında bir merkez ilçesinde çalışırken daha çok Kura-Aras kültürüne ait arkeolojik alanları tespit ettik. Bunların Ardahan için tipik ancak Doğu Anadolu arkeolojisi ya da Trans Kafkasya arkeolojisi için tipik olmayan özellikleri var’’ dedi.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonu’nda
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonu’nda

Gülşah Altunkaynak ise yaptığı sunumda, “Doğu Anadolu arkeolojisine çok önemli bir paylardan birini sahip olan kurtarma kazıları ve bunun son dönemdeki dikkat çekici örneklerinden biri olan Alaybeyi üzerinde bir sunum hazırladık. Çalıştayımızın coğrafyasının sınırlarını oluşturan Doğu Anadolu Bölgesi’nin genel hatlarına baktığımızda; öncellikli olarak yüksek platoları yaylaları ve aynı zamanda da büyük medeniyetlere de yaşam kaynağını sunan büyük akarsuları ve vaadiler arasında konumlanmış daha alçak bir düz yerleşim alanları oluştuğunu görmekteyiz.

Doğu Anadolu’nun arkeolojik geçmişi anahtar yerleşimler vasıtasıyla bilim adamları tarafından bugüne dek var olan mevcut veriler ışığında bir tablo şeklinde belirledim. Bölgede yüzyılın son yıllarından itibaren kazı ve araştırmalarla başlıyor ve 1940-1950 yıllarında güçlü adımlara dönüşüyor. Bölge arkeolojisindeki veri eksikliğini de ciddi biçimde hissetmekteyiz.

Dolayısıyla büyük medeniyetlerin bağlantı noktası durumunda olan bölgedeki bu veri eksikliği genel arkeolojik tablonun görünmesini kesintiye uğratmakta, aynı zamanda ele geçen birkaç veriyi de ancak komşu bölgelerdeki benzer örnekleri vasıtasıyla değerlendirmeye yönlendirmekte.

Bu durum bizim özellikle bu sempozyumda üzerinde durmak istediğimiz Doğu Anadolu arkeolojisi kavramını oluşturmayı ne yazık ki çok güçleştirmekte. Bilimsel kazıların azlığına rağmen kurtarma kazılarının en azından bölgedeki yoğunluğu umut verici’’ diye konuştu.